RÖPORTAJ <<< ANA SAYFA
 
"Benim gibi başka manyaklar da vardır eminim"

Emre:

Hşş Burak. meşgul müsün çok?

Burak:

yok değil çok

Emre:

tamam roporte başladı

Burak:

hehe ok

Emre:

şimdi nası yapsak . ciddi mi takılsak. ciddi olsun bari. eğğ meraba burak bey. Burak diyebilirim di mi?

Burak:

tabi

Emre:

Şİmdi 3 değişik çeşit çalışıyosunuz anladığım kadarıynan. Üç boyut (3d), vektör ve başka?

Burak:

birde photoshop la genelde

kağıt üzerine çizimi yapıp sonra renklendiriyorum

Emre:

Tarama ucunu falan bıraktın yani? Bıraktınız yani Burak? yok ciddi olmuyo Riziko'daki adam gibi oluyorum. Hacıpaşalıoğlu muydu? neyse devam.

Burak:

yok aslında yeniden başladım şimdi hugo çiziyorum tarama ucunun tadı olmuyo bilgisayarda wacom olayına yeni yeni alışıyorum çünkü

Emre:
Şu ara nerelere iş yapıyosun? Artsitan var benim bildiğim. Çocuk dergisi var. Başka?

Burak:
Artistan 'la ingiltereye bi çocuk kitabı yaptık
bu çocuk kitabı dışında

ambalajlarda kullanılmak üzre illustrasyonlar yapıyorum 3de sebze meyve. En son da et ürünleri ile ilgili

Burak:

bu tip işler maddi olarak daha kazançlı

ama çocuk olayı daha eğlenceli tabi

bir de kendim için takıldığım çalışmalar var

tarz araştırıyorum sürekli yenilenmek lazım

Emre:

Peki kafana göre çizdiğin işleri bi yerlerde bişeye dönüştürmeyi düşünmüyo musun? Ne bileyim... Sanat ortamları?

Burak:

Aslında şu aralar wacom tablet ile resim denemiyecek şeyler yapmaya başladım

Burak:

belki olabilir sergi bilmiyorum

Burak:

ama bu aralar düşünüyodum aslında

Burak:

bilgisayarın bi köşesinde

Burak:

zavallı bi şekilde beklemektense gün ışığına çıksın zavallılar

Burak:

200 e yakın illüstrasyon var çünkü elimde

Burak:

bi o kadar da skeç

Burak:

Aslında hayalim çizdiğim karakterlerin oyuncaklarının yapılması

Burak:

Juxtapoz da örnekleri var

Burak:

ama türkiyede zor gözüküyor yani tam olarak öyle denebilir

Emre:

Sipariş üzerine yapılan işler nereye kadar moruk? Zevk için yaptığımız işleri niye satamıyoruz? Bi Newyork deli ressam ortamımız olsa. Kafaya göre Çizip çizip milyor dolara satsak. Nefis olmaz mı ya?

Burak:

ama alıcısı yok

Burak:
Ya da biz bulamıyoruz o alıcıyı

Burak:

belki de sergi olayı dikkat çekmek için bi yöntem olabilir.

Emre:

Bu arada Juxtapoz'un linkini verelim hemen. www.juxtapoz.com du galiba.

Burak:

evet aynen öyle

Burak:

ayrıca aboneliği çok pahalı değil

Burak:

yaklaşık 50 USD yıllık

Burak:

ona abone oldum 6 sayı artı 2 özel sayı

Burak:

takip edilmesini öneririm

Emre:

İyi reklamını yaptık ha. Kulakları çınlasa da bedava sayı yollasalar.

Burak: madem biz gidemiyoruz oraya

o zaman uzaktan izleyelim (aslında oraya gitmekten çok burada o ortamı yaratmak amaç)

Emre:

Evet bende de var beş on sayı. Ama ben ısrara ve inada inanıyorum. Ota boka para veriliyo bu ülkede. Spawn oyuncaklarına para veren koskoca göbekli adamlar varsa. Turk işi illustrasyonlara, artwork oyuncaklara da para verip duvarına asacaktır insanlar, er geç.



Burak:

evet öyle bir potansiyel görüyorum ben de

Burak:

aslında durum şu

ben 32 yaşında bi herif olarak gidip internette sponge bob oyuncağı arıyorum

Burak:

benim gibi başka manyaklarda vardır eminim

 

 

 


Burak:

neden bizim çizdiklerimiz olmasın diye soruyorum

Burak:

burada üretim ve kalıp maliyetleri çok yüksek

sanırım böyle bir niyet olursa Çin de bi çıkış aramak lazım. ama dediğim gibi bu işler zor işler çok fazla alana dağılıyoruz böyle olunca da

tam olarak istediklerimizi elde edemiyoruz

bi yandan yaşamak için çalışmak

bi yandan da istediklerimizi yapmak hepsi bir arada olamıyo

Emre:

Bi yandan da şöyle bi rahatsızlık var. En azından bende var. Biz ne yapsak hep birilerinin taklidi oluyor. Birileri derken ecnebi sanatçıların. E tabi bunun suçlusu yine işin kolayına kaçan biz eşekler...

Burak:

evet doğru denebilir aslında

Burak:

ama bunun sorumlusu bizden önce gelen kuşak onlardan ne gördük ne alıyoruz ki doğru yolu bulalım

Emre:

YAni internette direkt fikir araklamak için gezen adamlar var. 'Yaratım ofisleri'nde arak kütüphaneleri var.

Burak:

buluruz bulmasına ama zaman geçiyo...

Emre:

Evet bazen kendimi Hintli Heavy Metalciler kadar özenti hissediyorum.

Burak:

hahah

Burak:

evet japon metalcilerden daha fena

Emre:

Baksana Binboğa votkasının bile satması için isminin Binboa Vodka olurp, minimalleşmesi gerekiyor.

Burak:

e tabi

Burak:

adamlar çok satılan yabancı marka "vodka" lardan

aşşağı kalmamak istiyolar

Emre:

Tabi ya pazar stratejisi, gak guk... E hani içerik? İsmi Binboğaysa, o odur. Boa yılanı değil ki bu? Türkiye'de piton var mı?


Burak:

hahah

Burak:

internet ağızları bunlar sanırım amcalar çağa ayak uydurma durumlarını yanlış algılamış

Burak: LOL falan gibi

Emre: 'Ehüe'yi de unutmamak lazım tabi.

Burak:

yani çok menunsuz bi profil çizdik ama durum böyleykenböyle kadehi şişeyi kırarım bu gün

Emre:

Neyse. Dilersen bunları yemekte konuşalım.

Burak:

tabi neden olmasın

Burak:

hehe

Emre:Öhe. Size daha önce çok güzel çizdiğinizisöyleyen olmuş muydu?

Burak:
Evet oldu ama ben bazen abarttıklarını düşünüyorum neden bilmiyorum hiçbizaman memnun olmadım çizdiklerimden ruh hastalığı seviyesinde mükemmeliyetçilik var. heheama artık aştım gibi

Burak:

saldım çayıra mevlam kayıra

Emre:

E tabi. Sanatçı şeysi. Ne deniyodu ona neyse.

Emre:

Peki biz o zaman bi kere daha diyoruz size çok güzel çiziyonuz diye. Ve teşekkür ediyoruz sinekkavanozu olaraktan.

Burak:

rica ederim her zaman beklerim

Röportaj: Emre Özbay


 

Burak Şentürk'ün favorileri:

http://www.cafesale.net/bengal/
http://www.tokidoki.it/
http://www.furiae.com/
http://www.tchook.fr.st/


 
Burak Şentürk - iletişim:

 

http://www.monoplan.org/

RÖPORTAJ ARŞİV
http://www.monoplan.org/